Ömer'e işten dönüşte ilk defa karısı kapıyı açmamıştı.
Şaşırdı, adam.
Alışkındı, kapıyı karısının açmasına, anahtar taşırdı yanında ama yine de zile basardı.
Severdi, işten dönüşte karısının ona kapıyı açmasını.
Hele yüzünde güller açıyorsa karısının ve sımsıkı sarılıyorsa ona, bütün yorgunluğuna ilaç gibi gelirdi bu karşılama.
İlacını alamamıştı bu gün, şaşkındı.
Ayakkabılarını çıkardı ve içeri girdi.
Yatak odasının kapısına, yapıştırılmış bir mektup zarfı gördü, şaşırdı.
Zarfın üzerinde Ömer'ime yazıyordu, Ömer'im derdi karısı kendisine, en sevdiği hitap şekliydi bu Ömer'in.
Zarfın üzerindekini görünce gülümsedi, ama hala şaşkındı.
Karısı neden mektup bırakmıştı?
Evlerini terk eden insanlar, hep mektup bırakırdı ardında, karısı?
Saçmalama dedi kendi kendine, saçmalama!
Dünyada en çok sevdiğiydi karısı, karısınında kendisini sevdiğini biliyordu.
Seven insan yapmaz böyle bir şey dedi.
Seven insan sevdiğini üzmez, rahatlattı kendini ama hala meraktaydı.
Acaba mektupta ne yazıyordu? Daha fazla dayanamayıp zarfı açtı, mektubu eline aldı, başladı okumaya...






