7 Temmuz 2019 Pazar

Hastalığa Sempati




Bundan yıllar yıllar önce böyle değildi sanıyoruz ama böyleydi, bundan asırlar önce de böyleydi. Habil ve Kabil de bir örneğiydi.

Birinin canına kastetmek, canını acıtmak, zulmetmek, öldürmek, zarar vermek, madden olmasa da manen öldürmek… Bunlar hep topluma sızmış kanser düşüncelerdi, kanser davranışlardı. Kesilip atılması gereken... Kesilip atılmazsa yayıldıkça yayılan…

Peki ne oldu? Hep yayıldı. Hastalık her devirde ve zamanda yayıldı, arttı, modern oldu, gözde oldu. Hal böyle olunca ona sempati arttı, partizanlık arttı, işgüzarlık arttı…
Zulmü işleyen zalim bunun zulüm olmadığını savundu, birçoğunu inandırdı, bazısına yutturdu. Kalbine dürüstlüğü ise çoktan unuttu.

7 Nisan 2019 Pazar

Ölümle Selfie...




Ölümle selfie…
Çok berbat bir tamlama oldu değil mi? Bir kelime tamamen dünya kokarken diğeri anlatmaya gerek kalmayacak kadar açık, ufak birkaç saniye düşününce insanın içine bir yumru oturtacak, hayatın ta kendisi olan kelime.
Ölümün soğuk nefesini duyabilecek hassaslıkta değiliz belki. Ama her an ensemizde. Aksini kim iddia edebilir ki? Unutuyoruz, insanlığın hali, ölümü unutmuşluğumuzun açıklamasıdır.

Kuyuda Kayboluyorum Yusuf




Ucuna taş bağlı karamsarlık tasması çekiyorsa beni kuyunun dibine,
Ben her ne kadar çıkmak istesem ve bunu bazen başarabilsem de
En sonunda hep o kuyuda buluyorum kendimi.
Boğuluyorum Yusuf.
İstiyorum ki gönlümün hazineleri solmasın,
Başına geçeyim, yöneteyim.
Olmuyor Yusuf.
Ben beceremiyorum.
Sen isteyip ulaşıyorsun
Ben ki kendime söz geçiremiyorum.
Ben senin kadar güçlü değilim.
Çıkamıyorum kuyudan Yusuf.
İmanım beni yükseltmeye yetmiyor belli ki.
Yapamıyorum Yusuf.

4 Nisan 2019 Perşembe

Özgürlüğe İnanmıyor musun?

Özgürlüğe İnanmıyor musun?



İlk önce aynaya küskün bakmamayı öğren.
Başkasına değil kendine yaren ol. Kendine şifa ver, kendinle barış.
Kimse mutsuz olmasın diye çabalarken sen ne olacaksın? Sen mutlu olmazsan dünyanı nasıl aydınlatacaksın? Dünya mutluyken, tebessümle güzel. Sen neden kendine küssün?

Niye kendinin iyi meziyetlerini hiç ama hiç görmüyorsun? Hep en kötü şeyler senin elinden çıkarmış gibi, hiçbir şeye yeteneğin, üretme arzun, becerin yokmuş gibi… Sen hep en kötü şeyleri kendine layık görüyorsun. Rotanı çizemiyorsun. Diliyorsun, hayal ediyorsun ama bu kez ellerin lâl oluyor da hiçbir şeyi icraate dökemiyorsun. Kendine yazık ediyorsun! Köstek oluyorsun.

23 Ekim 2017 Pazartesi

Benlik Tanrısı

acılarımız kardeşsiz.
bizler kardeşsiz.
başıboş.

hüznümüzü kime açalım?
hüznümüzü hüznü edinen nerde hani?

niçin bu denli düşmanlaştık?
bıraktık birbirimizi.

niye bıraktık sanki...
neden yardıma ihtiyacı olanlara şefkat nazarıyla bakmadık?
acıdık, hor gördük?

neden ötekileştirdik?
neden birbirimizi sahipsiz bıraktık?
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...