6 Şubat 2013 Çarşamba

Beş vakit kavuşma...




Daha önce hiç böyle hissetmemişti. Bu farklı hissin kalbini kıpır kıpır ettiğini fark ediyor ve hem şaşırıyor hem de anlamlandıramıyordu. Sanki kalbi heyecanı gerektirecek mutlu bir olayın hazırlığı içindeydi...
Komşusunun evine gitmişti. Kapıyı çalarken ezan okunuyordu:
-Kim o?
-Benim Hatice.
Fatma koştura koştura kapıya yöneldi: ''Hoşgeldin canım kapıyı biraz geç açtım kusuruma bakma abdest alıyordum. Namaz kılacaktım.'' Onu içeri buyur ettikten sonra Hatice hızla ve heyecanla;
-Burada yanımda kıl namazını lütfen, çekinme dedi.
-Peki iki seccade getiriyorum o zaman. Hemen geliyorum...
-Hayır, ben kılmayacağım. Biraz laflarız diye geldim.
Fatma'nın içi burkulmuştu. Arkadaşının namaz kılmadığını biliyordu ama yine de kılmayacağını söylemesi canını yakmıştı.

...
Fatma seccadesini serip namaza başladı. Namaz onun Rabbiyle her daim beraber kalacağı ahiri hayatın vuslat hediyecikleriydi. Fatma namaz kılarken ara ara tebessüm ederdi, bazen de yüzü keskin mimiklerle acı çekiyor havasına bürünürdü. Cenneti ve cehennemi manen yaşamaktı namaz anbean. Dürüstçe kılındığında kötülüklerden alıkoyan bir surdu sahibini çepeçevre saran. Kalbini Rabbine bağlamak..Rabbine 'Buyur Rabbim' demek, diyebilmek...O'na layık bir kul olmak için çabalamaktı namaz. Hamd etmek, merhameti sonsuz Sultan'a...

Hatice Fatma'nın namaz kılışını daha evvel hiç namaz kılan görmemiş gibi izliyordu. Rukuya, secdeye anlamlar yüklüyor ve şaşırıyordu.

Ruku: Allah'ım yalnız senin önünde eğilirim.
Secde: Allah'ım emrine amadeyim!

Ve bir kıskançlık duygusuyla irkildi. 'O benimde Rabbim. Ama niçin ben Ona böyle muhabbet duymuyorum?' Gözleri doldu. O sırada Fatma namazını bitirdi ve Hatice'nin yanına oturdu. Hatice içinden 'Allah kabul etsin' dedi.

Fatma ondaki bu hali farketmişti ve hemen söze girdi:
-Kalbimizin en temel fonksiyonu; akletmektir. Kur'anda Rabbimiz bu konuda şöyle der: ''Kalpler ancak Allah'ın vahyi ile tatmin olur'' (Ra'd 13;28 açıklamalı meal)

Kalbin tatmin, doyum hali; vahyi akleden kalbe havale etmektir. Yani huzrun reçetesi niteliğinde bu ayet..huzrun nasıl elde edilebileceği ve daimiliğinin nasıl yakalanacağı.
Sadece madden doymak kısa soluklu, kısa süren piyesler gibidir. Mutlusundur ama  biteceğini bilirsin, tattığın mutluluk bu bakımdan kısa sürelidir. Manen doyum olmayınca madden de doyum olmaz. Bunları dinlerken Hatice hayret ediyordu. Çünkü bu madden doyum ile manen doyum ilişkisi sahiden de ke ndi hayatındaki örnekleri doğrular nitelikteydi. Sadece: 'Haklısın hem de, çok' diyebildi.

Sümame bin Usal adında zengin biri olan Yemame reisinde bahsetmek istiyorum sana. Bir gün Rasulallah Efendimiz Mekke'de insanları Allah'a davet ederken Sümame de hacca gelmişti. Allah Rasulünün davetini sert bir üslupla geri çevirdi bu şahıs.

Hicretten ve Medine devleti kurulduktan sonraki bir vakit esir düşen Sümame'yi Allah Rasulü  tekrar Hak dine davet etti. Kabul etmeyince Efendimizin emri üzerine sahabeler Sümame'yi mescide bağladılar. Seçilen yer mesciddi çünkü neye davet edildiğini görsün istemişti Allah Rasulü.  Namaz kıldırdıktan sonra Sümame'nin yanına gelir, halini hatrını sorar, Allah'a teslim olmasını isterdi.

Aç bırakılmaması için sahabelerini tembihlemişti. Fakat görevli sahabeler Sümame'yi doyuramadıklarını Allah Rasulüne şikayet ediyorlardı. Nöbetleşerek bu işi halletmeye çabalıyorlardı. Mescide bağlanışının üçüncü günü Rasulallah Efendimiz Sümame'yi serbet bırakmalarını söyledi. Onun: ''Ben çok para ederim, beni istersen aileme satabilirsin'' sözleri dikkate alınmayarak bu zengin reis serbest bırakıldı. Bırakıldıktan kısa bir süre sonra geri gelip, mescide Efendimizin dizleri önüne çöküp Allah’a teslim olduğunu söyledi. Efendimiz Sümame’yi sahabelerinden birinin  evine misafir verdi. Ve Efendimiz’e yine şikayetle gelindi: ‘Ya Rasulallah Sümame yemek yemiyor!’


İşte arkadaşım bu kişi manen doyumu yakalamamış olsaydı ‘yemek yemiyor’ denilebilir miydi bu adam için? İslam ile tanışmak, Allah’ı bulmak… İnsanın kendini kendinden fazla tanıyana teslim etmesi işte bu denli fark edilir bir değişimdir.
-Peki neden namaz kılmak gerekir? Yani bu dediklerini bizim kalben kabul etmiş olmamız yeterli olmaz mı?
Hayır. Allah insana akledebilme yeteneği olan bir kalp vermiş, çeşitli azalar ve ni’metler vermiş ve seçenek sunmuş; irade. Kalbi fıtratına uygun çalıştırmak Allah’ı bulmak demek, seni senden çok Seveni bulmak…
Rabbimize kulluğumuzun, şükrümüzün en görünür halidir namaz. Her vakit sana seni hatırlatmak için gönderilmiş ilahi bir mesaj.

Kulluk bilincini kuşan ve kazananlardan ol istiyor Yaradan, seni kötülüklerden korumak istiyor. ‘’Ben cinleri ve insanları yalnız beni ilâh tanısınlar, candan müslüman olarak bana teslim olsunlar, saygıyla bana kulluk ve ibadet etsinler, yalnızca benim şeriatıma bağlansınlar, bana boyun eğsinler diye yarattım.’’ (Zariyat 51;56 açıklamalı meal)

’Kitaptan sana vahyedilmiş olanı tilâvet et ve namazı dosdoğru kıl. Şüphe yok ki namaz, hayasızlıklardan ve yaramaz şeylerden nehyeder…’’ (Ankebut 29;45)
’İnsanlar yalnız: 'İman ettik' demekle imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı sandılar?’’ (Ankebut 29;2)

Bu dünya imtihan dünyası… Okul hayatını düşün, dersinize yeni giren bir öğretmen yüzlerinize bakarak not vermeye başlasa demez misin neye göre not veriyorsun diye? Adaletli olur mu? İşte Rabbimiz bizleri çeşitli sınavlara tabii tutuyor ve manen diri bir kul olmamızı istiyor. Sıkıntılardan kurtulmak adına O’na yaslanmamızı istiyor, temizlenmemizi temiz kalmamızı istiyor. Şükreden bir kul olmamızı istiyor. Öyle ki namaz şükreden ve farkında olan bir kulun vücudundan dökülen şükür niyazlarıdır.

Ahiret hayatının zihinde diri tutulabilmesi, çevrenin etkilerinden ve günahların çekiciliğinden uzak durulabilmesi için en az beş vakit Allah’ın huzurunda durmaya muhtacız. Ben kendimi düşünüyorum bazen. Allah bana namaz nimetiyle; kötülüklerden korunma ayrıcalığı, diri bir kul olma ayrıcalığı, canımın yanışlarından haberdar olup beni merhametle saran bir Rabbimin varlığını hissetme ayrıcalığı bahşediyor. Öyle ki O’na sığınınca tüm dertlerimi unutuyorum…

Hatice Fatma’yı dikkatle dinliyordu. Onun bahsettiği kişinin yaşadığı değişimi,  Allah’a tamamen teslim oluşu kalben değerlendirmiş ve kalbinin heyecanlı atışlarını buna bağlıyordu.
Büşra Şükran

3 yorum:

  1. süper yazan yazarın eline gönlüne sağlık

    YanıtlaSil
  2. Yüreğinize sağlık. Okuyordum yazınızı ama yazınızı anlayarak kendi hayatımı düşünerek kısaca hissederek. sadece okuma değildi bu :) izlemedeyimmm severek :)

    YanıtlaSil

HERKES YORUM YAPABİLİR.
Siteniz veya bloğunuz yoksa, profil seçin bölümünden Adı/URL yazan kısma tıklayın, AD yazan kısma adınızı yazın, URL kısmını doldurmasanız da olur, yorumunuzu yazıp,

" YAYINLA "

yazısına tıkladığınızda yorumunuz gelir.

Fikirlerinizi paylaşıp bizi yalnız bırakmadığınız için teşekkürler.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...