23 Ağustos 2014 Cumartesi

Bağırma, Yakışmıyor Sana!



Ömer'e işten dönüşte ilk defa karısı kapıyı açmamıştı.
Şaşırdı, adam.
Alışkındı, kapıyı karısının açmasına, anahtar taşırdı yanında ama yine de zile basardı.
Severdi, işten dönüşte karısının ona kapıyı açmasını.
Hele yüzünde güller açıyorsa karısının ve sımsıkı sarılıyorsa ona, bütün yorgunluğuna ilaç gibi gelirdi bu karşılama.
İlacını alamamıştı bu gün, şaşkındı.
Ayakkabılarını çıkardı ve içeri girdi.

Yatak odasının kapısına, yapıştırılmış bir mektup zarfı gördü, şaşırdı.
Zarfın üzerinde Ömer'ime yazıyordu, Ömer'im derdi karısı kendisine, en sevdiği hitap şekliydi bu Ömer'in.
Zarfın üzerindekini görünce gülümsedi, ama hala şaşkındı.
Karısı neden mektup bırakmıştı?
Evlerini terk eden insanlar, hep mektup bırakırdı ardında, karısı?
Saçmalama dedi kendi kendine, saçmalama!
Dünyada en çok sevdiğiydi karısı, karısınında kendisini sevdiğini biliyordu.
Seven insan yapmaz böyle bir şey dedi.
Seven insan sevdiğini üzmez, rahatlattı kendini ama hala meraktaydı.
Acaba mektupta ne yazıyordu? Daha fazla dayanamayıp zarfı açtı, mektubu eline aldı, başladı okumaya...


Ömer'im - Sevgili kocacığım,
Evini terk edenler mektup bırakır biliyorum, öyle bir şey düşünmemişsindir umarım, çünkü öyle bir şey yok. Ömer'in karısı Ömer'i bırakamaz. Seven bir kalp bunu yapmaz.
Şu an annenlerdeyim, akşam yemeğine çağırdılar bizi, sana haber vermedim.
Mektubumu okuyup da gelmeni istedim.
Öhömm öhöömm, kısa bir bilgilendirmenin ardından mektubuma başlıyorum.

Ömer'im,
Karının senden  ricası var, bu yüzden yazıyor sana bu mektubu.
Neden mektup yazdın, söyleseydin ya ricanı diye düşünüyorsun biliyorum.
Ama denedim, başarılı olamadım canım. Sinirli bir yapıya sahipsin biliyorum.
Sinirini ne kadar sevmesemde seni sevdiğim için bu huyuna karşı elimden geldiğince anlayış göstermeye çalışıyorum. Bu huyun sana olan sevgimden hiç bir şey eksiltmiyor ama beni üzüyor.  Bazı şeyleri konuşamıyoruz, hemen sinrleniyorsun bazende hiç sana yakışmayacak şeyler çıkıyor ağzından, bu beni yaralıyor.
Ağzından çıkan o sözcüklerin kalbinden gelmediğini biliyorum, kalbinin tertemiz olduğunu da biliyorum, beni ne kadar çok sevdiğini de biliyorum. Bunları bilmeme rağmen üzülüyorum.
Senden kötü şeyler duymak, tarif edemiyeceğim kadar kötü hissettiriyor bana.
Sevgini hissetmesem inan hiç dayanamam.
Sinirli olduğun anlarda bana bağırdığın zaman nasıl hissediyorum biliyor musun?
Geçen gün radyoda rastladım bu şarkıya, daha önceden de biliyordum, öyle hisseder mi insan derdim, yok artık derdim.

Bilmiyorsun ne haldeyim
Kan revan içinde kalbim
Tepeden tırnağa yanıyorum
Uçurum diplerinde bedenim
Betonlar düşüyor sanki bağrıma
Bir bir ağaçlar devriliyor şimdi tam başucumda...
Bana bağırdığın zaman aynen o şarkıdaki gibi hissediyorum;
O anlarda kalbim kan revan içinde oluyor, betonların bağrıma düştüğünü gerçekten hissediyorum,
Bir bir ağaçlar devriliyor baş ucumda, devrilen ağaçlardan ne kadar kaçmak istesem de kaçamıyorum, kaçışım bedenimi değil kalbimi yoruyor.
Sana olan sevgim azalır diye korkuyorum.
Seni seviyorum, seni sevmeyi seviyorum, sevgimin azalmasını istemiyorum.
Ama korkuyorum.

Bunları hissediyorum, hissettiklerimi bilmeni istedim.
Çünkü dünyada bilerek beni üzmek isteyecek olan son kişi bile sen olamazsın.
Üzülmeme dayanamazsın, biliyorum ve bildiğim için sana yazdım bunları.
Mektubumun başında senden bir ricam var demiştim ya vazgeçtim.
Bir şey rica etmeyeceğim senden, istemeyeceğim.
Çünkü biliyorum benim Ömer'im bilerek beni üzemez.

Yazacaklarım bu kadardı canım, yemeğe bekliyoruz seni gecikme olur mu?

Mektubu okumayı bitirdiğinde gözleri dolmuştu Ömer'in.
Sinirli bir insan olduğunu biliyordu ama bu huyunun karısına böylesi duygular yaşatabileceği hiç  aklının ucundan bile geçirmemişti. Karısını bu denli üzebileceğini düşünmemişti.
Düşündü, sinirli olduğu anlarda karısına ne kadar şiddetli bağırdığını ve hangi kelimeleri kullandığını.
Düşünce dünyasından gözünden akan yaşlarla kendine geldi.
Dehşet verici manzaralar gelmişti gözünün önüne, korkutucu bir adam vardı gözlerin önünde ve ondan korkan bir kadın. Adam kendisiydi, kadında çok sevdiği karısı.

Kendine gelmişti Ömer, yaptığı hataların farkına varabilmişti, karısının anlayışı ve hissettiklerini hissettirebilmesi sayesinde.

Şükretti Rabbine böyle bir eşi kendisine verdiği için ve özür diledi Rabbinden, yaptığı hatalar için.
Mektubu cebine koydu ve karısının yanına gitmek için evden ayrıldı Ömer.
Karısına söyleyecekleri ve pişmanlığı da beraberindeydi.


GÜLŞAH D.



4 yorum:

  1. gerçekten harika bir yazı ve harika bir ders 😊

    YanıtlaSil
  2. Yok yok yetenek bu sendeki yüreğine sağlık :) Yine çok çok güzel bi yazı Rabbim bizleri de inşaAllah hatalarını anlayabilen düzeltmeye çalışan kimselerle karşılaştırsın her daim. Hatasını nasıl anlatırsan anlat anlamayan o kadar çok ki... Çok sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim, teveccühün..:)
      Amin, güzel dualarına yürekten amin, sevgiler esas benden..

      Sil

HERKES YORUM YAPABİLİR.
Siteniz veya bloğunuz yoksa, profil seçin bölümünden Adı/URL yazan kısma tıklayın, AD yazan kısma adınızı yazın, URL kısmını doldurmasanız da olur, yorumunuzu yazıp,

" YAYINLA "

yazısına tıkladığınızda yorumunuz gelir.

Fikirlerinizi paylaşıp bizi yalnız bırakmadığınız için teşekkürler.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...